ÇOCUK AYAKKABISI OLMAYAN KAPILARDAN, ÇOCUĞUNUZLA SESSİZCE GEÇİN
Bugün anneler günü,
Bütün kutlu mesajlar, içimde obruklaşıyor.
Cennet düşer aklıma, ilaç parasına bir kışı battaniye ile oturarak geçirmişti.
Kimseyle paylaşamadığı göz yaşına göz yaşımı katan Asiye…
Eşi tarafından iki ay müddet verilen Serpil’in,kuma korkusu.
Evini arabasını satan Zeliha ile Mehmet Ali…
Ve Adem, çocuklara bayram kapısını açamadığını söylediğinde, Nermin’in dudağında son cümle,
bayramlar gelmese….
Çocuk kıyafeti görmemek için mağazaya girmediğini söyleyen Halil…
Ve diğerleri, on dokuz,yirmi,yirmi beş yıldır bekleyen çiftler gibi…uzun senelere bir çizgi daha çekmişlerdi.
Kayınvalidesine sorun bende diyerek, kocasına itibar siperi olan kadın, kadınlar….
Severek bir birine kaçan sevdanın sahipleri,başka bir hikayeydi. Bu defa ayrılmamak için aile baskısından kaçmışlardı.Iğdır’ın bir köyünden yağmurlu gece vakti, inançlarına sığınıp bavulsuz İstanbul’a gelmişlerdi.
Vesile kapısı açılıp mesaim başladığında, tutundukları boynu bükük muratla içeri girdiler.
Her gelen yeni bir çift, yeni bir kitabın kapağını getiriyor, açıp açıp okuyordum sanki.
Okudukça dallarım düşüyor, anne baba sesine özlem ateşleri, ellerimi üşütüyordu.
Bir bir hepsinin avuçlarında kapalı bir yıldızdı, umut.
Her gün başka başka hikayelerle tanıştığım seneler…
Bugün geride kalsada…
On iki yıl, bini geçen yüzlerce tanışma bırakmış, beni kaptan kaba dökmüştü, duygularımı, düşüncelerimi.
Ziyaretine gittiğim Selman’ın sessiz dünyası daha kapının dışında, yüzüme alevini çalmıştı.
Unutamam,susa kalmıştım.
” Çocuk ayakkabısı olmayan kapılardan, çocuklarınızla sessizce geçin ” diyordum. Avazımla görünmeyen kalabalıklara.
Odalarda dağılmış oyuncaklar, örtüsü çekiştirilmiş kanepe, emekleyen ayaklardan çıkmış bebek patiği, masa ucunda biberon emzik, süt kokusu… YOKTU…
Bebek sesi yok,
Çocuk yaramazlığı yok,
Kreş, anaokulu, ilkokul, lise planı yok,
Üniversite heyecanı yok…
Televizyonun sesi bile yoktu.
Koca sessizlik içinde sesi kaybolan biriydi Selma….
Kitabın her sayfasında başka başka hayat öykülerinden sadece biri.
Ve sadece hayal kuruyordu her biri, benimde evladım olsa….
Yüreklerinin eksik tarafında salkımlaşmış dualar saklıydı, bereketiyle samimiyetleriyle, işitirken ezildiğim .
Bugün anneler günüydü, o günler geldi aklıma.
Bugün anneler günü, bir iyilik yapalım, kendimize, bizden başkalarına, onlardan da başkalarına sirayet edecek bir iyilik olsun, iyilik, iyidir, bulaştıralım.
Geç kaldığımız davranışımızdan, alışkanlığımızdan, vaz geçtiğimiz bir iyilik günü olsun, anneler günü.
Merakımızdan sorduğumuz, başkasının kalbini incitecek o sorudan vaz geçtiğimiz gün bugün olsun. Bugün anneler günü…
Görmediğimiz bir damla yaş içinde ne büyük yaralar var bilmeyiz, yaşayanın bildiği…
Biliriz etrafımızda evli çiftleri, muhabbet arasında iyi niyetle sorarız, ÇOCUK …. ?
Ve bilmeyiz, bize nasıl cevap verebileceğini.
Bir kaç gün belki haftalarca aylarca tesirinde kalacağını, kimseye göstermeden ağladığını. Biz hayatımıza dönerken onun ne kadar üzüldüğünü,bilmeyiz.
O duyguyu yaşamadık ki….
Evlilere çocuk sormaktan vaz geçelim.
Merakımızdan vaz geçelim.
Öğrenmekten vaz geçelim.
Tedavi olup olmadıklarını sormaktan vaz geçelim.
Dua edelim, tanıyıp tanımadıklarımıza,duaya ihtiyacı olanlara, insanlara insanlığa.
Duada cömert olalım, yapacağımız en hayırlı işlerden biri.
Sormaktan çok daha iyi, çok daha hayırlı değil mi?
Halbu ki;
Şura Suresi;
﴾49﴿ Göklerin ve yerin egemenliği Allah’a aittir. O dilediğini yaratır; dilediğine kız çocukları bahşeder, dilediğine de erkek çocukları bahşeder.
Şura Suresi
﴾50﴿ Yahut erkek ve kız çocuklarını birlikte verir. Dilediğini de çocuksuz bırakır. Şüphesiz O her şeyi bilir, her şeye gücü yeter.
Ayetlerin Türkçe okunmasıda elzem. İnandığımız gibi yaşamanın elzemi !
İnsanlar arası hukukta, bir o kadar mühim mesele.
Olmayanla imtihan edilen, olanla imtihan edilenle eşitti aslında.
Kazanmak kaybetmek, varacağımız son duraktı.
İnandığımız gibi yaşamaktı her şeyin aslı olan.
Ve diyelim, biz kadınlar anne olalım olmayalım, hepimizin kalbinde olan merhamet duygusu yok mu ?
Onu bir defa öpüp, yerine koyalım.
Zira çocuğumuz olsun olmasın, tüm çocukların o merhamete ihtiyacı var.
Tüm insanın insanlığın merhametli yüreklere ihtiyacı var.
Bel ki bir yetime, öksüze, belki annesi yanında olmayana yada annesi ölmüşe denk gelirizde, kalbimizden çıkarıp onun kalbine bırakırız.
Dünya merhametle güzelleşsin diye, Allah cc o merhamete, yalnız kadınları emanetçi kılmadı mı ?
Bir çocuğun bir insanın bir canlının hayatı merhametle güzelleşecekse, anne ol olma ne önemi var ?
Güzelleştirebilen her kadını, kalbimle öpüyorum.
(Yazıda geçen isimler,hayalidir)
11.05.2025
Songül Canbaz Kaya