İlçemizin Coğrafyası
İlçenin Coğrafi Yapısı:
Orta, Batı Karadeniz Bölgesinde, Çankırı’nın batısında Ankara’nın kuzeyinde Dumanlı Dağları ile Aydos
Dağı arasında kalmış düz bir plato üzerine kurulmuştur. Devrez Çayı İlçenin batısından doğar ve İlçeyi
ikiye ayırarak Kızılırmak nehrine dökülür. Kuzeyinde Kurşunlu ve Atkaracalar, güneyinde Şabanözü,
güneybatısında Çubuk, batısında Kızılcahamam, kuzeybatısında Çerkeş, doğusunda Korgun İlçeleri
bulunmaktadır. Orta ilçesinin en yüksek yeri Elden köyünde bulunan Sivri Pepe olup yüksekliği 1650 metre civarındadır.
2000 yılında yaşanan Orta Depreminde Devres çayının bir fay hattı olduğu Kandilli Rasathanesi başkanı tarafından tespit edilmiştir. Bu fay hattı Kuzey Anadolu Fay Hattından bağımsız bir fay hattıdır.
İlçenin rakımı 1265 metre olup, kışları soğuk ve uzun, yazları kurak ve kısa geçer. En fazla yağış kış ve
ilkbahar mevsimlerinde görülür. Yüzölçümü 513 km kare olan ilçenin Çankırı’ya uzaklığı 65 km,
Ankara’ya uzaklığı 110 km’dir.
Ahmet Kemal Üçok, Çankırı’nın Coğrafyası adlı eserinde ilçemizin coğrafyası şu şekilde tarif edilmektedir. “Orta İlçesi üçüncü çağın başlangıcı olan eosen devri mahsulüdür.”
“Devres: 2- Devres çayı (211) kilometre uzunluğundadır. Güneydeki Semer Dağından çıkar ve kuzeydoğuya (6) kilometre gittikten sonra kuzeye döner, bu istikamette (4) kilometre gittikten sonra (15) derecelik bir zaviye ile eski istikametini alır. (4) kilometre daha Bayram köyü civârında Bayram deresini alır. (6) kilometre doğuya, (2) kilometre kuzeye, (2) kilometre güneye ve (2) kilometre güneydoğuya akar. Sünürlü köyü karşısında Kükürt Dere’yi- uzunluk (16) kilometre- aldığı gibi sonra da sıra ile Yayla, Demirciören, Köprülü köylerinden gelen dereleri alır. Buraya kadar (14) kilometre katetmiştir. Köprü köyünden (1) kilometre sonra doğuya, (2) kilometre kadar kuzeydoğuya döner- sekizinci kilometrede Korgun- Karacaören yolunun geçtiği bir köprü vardır.
Köprüden sonra aynı istikamette düz ve sonra da (2) kilometrelik bir yeri altı kilometrede alacak surette yılankavi akar. Bu akış üçüncü köprüye kadar devam eder, bu köprü Eskiahır köyü karşısındadır. (2) kilometre doğuya akıp Çörekçiler köyünü sağda bırakır ve kuzeydoğuya (14) kilometre akar.
Balören, Sağırlar, Dere köylerini solda bırakır. (2) kilometre sonra doğuya döner, Gaziler köyü karşısında dördüncü köprü vardır. (10) kilometre sonra İnköy köprüsünden geçer, bu beşinci köprüden i‘tibâren on birinci kilometrede Ilısılık deresini -uzunluk 4 kilometre- sağdan alır.
(2) kilometre sonra yeniden şimâlî şarkîye döner, bu istikamette (10) kilometre akar. Ayaklı köyü solda, Oda kayasını sağda bırakır. (16) kilometre sonra Karabey deresini – uzunluk 6 kilometre- alır. (16)’ıncı kilometreden sonra (22) derecelik bir zaviye ile şimâlî şarkîye döner. (8) kilometre gider, bu yolda Derin Göz, Çayır, Karasapaca derelerini alır, şarka döner.
(7) kilometre sonra Kavak Köprüsünü -6’ ıncı köprü- geçip (5) kilometre daha gider, burada Karaköy ile Derbent arasında yedinci köprü vardır, bu yolda soldan Balıklı Bilecik sularını alır.
Yedinci köprüden sonra -6 kilometre- da şimâli şarkiye ve (6) kilometre de şarka döner ve 83) kilometre daha gider, Afşar ile Manda köyleri arasında Kızılırmağa karışır. “ [1]
“Devres, Soğanlı, Acı çaylar karların eridiği ile sel geldiği zaman geçit vermezlerse de diğer çaylar sel geldiği zamanlar müstesna olmak üzere her zaman geçit verirler. Karapazar, Bozkır, Sanı, Yapraklı, Aydos, Eldivan, Aliözü, Kiseköy vilayetin en tanınmış yaylalarıdır. “
“Madenî sular: Hışıldayık: Hışıldayık, kükürtlü gaz, kaynağıdır. Bayındır’dadır kükürtlü gaz çıkaran müteaddit çukurlar mevcut olup gazları tahlil edilmemiştir. Öldürücü tesirlerine bakılırsa bunların (Mofette) cinsinden olması muhtemel olduğunu mütehassıslar ifâde ediyor.” [2]…
“…Bugören: Orta bucağının (5) kilometre batısında olan Bugören Köyünde soğuk, asit karbonik gazından zengin iyi lezzette bir sofra suyu vardır. Açık bir kaynak olup yer altındaki ayaklarından biri Kısaç köyündedir.” …[3]
“ …Deprem ve Envaı: Mevcevi dalga gibi olanlarıdır ki en tehlikesi budur. Yeryüzü deniz dalgası gibi mevcelenir, toprak irtibatını gaip eder. Birçok derin çatlak ve çukurlar peyda olur. 1943’ te Ilgaz’da görüldüğü gibi binalar yıkılır, ağaçlar kökünden sökülür.”[4]…
“…1943: 1943 senesine mahsus (Takvimi Ragıp) a şunları kaydetmiştim.
26-27 Kasım gecesi saat biri yirmi dört geçe çok şiddetli bir sarsıntı ile yataktan atılırcasına uyandım. Şiddetli bir gürültü, uğultu duyuluyor. Her yer ve her şey sallanıyordu. Saymadım amma kırk beş saniye kadar sürdü. Sabaha kadar muhtelif ara ile ve nispeten hafif olarak yirmi dört defa sallandık herkes sokakta sabahladı. Saat dokuzu çeyrek geçe olanı şiddetli olmak üzere akşama kadar altı deprem daha oldu. Okullar tatil edildi.
Telgraf hatları koptuğundan etraf ile muhabere yapılmadı. Ilgaz’da çok hasarat ve telefat olduğu akşam üstü- yolcu havadisi olarak- duyuldu. Bu akşam radyo, hareket merkezi olan Tosya’nın kamilen harap olduğunu Ilgaz ve bunlara tâbi‘ köyler ile civâr vilayetlerde de çok hasarat bulunduğunu haber verdi.
Ilgaz hükümet konağı, postahane, parti binası ile birçok husûsi binalar yıkılmış bilhassa köylerde insanca ve hayvânâtca çok zararlar görülmüştür.
1944: 1 Şubat [1]944 ilk zelzeleden beri her gün birkaç defa hafif deprem olmakta idi. Bu gece saat altı buçukta Tosya ve Osmancığı harap eden zelzelelerden daha şiddetli ve sürekli bir deprem ile yataktan fırladık. Bu defa da merkezi Çerkeş- Bolu Gerede tarafları imiş. Çerkeş hemen kamilen harap olmuştur.
Bu hareket bilançosunu radyo insanca 10.000’ i mütecaviz telefat olmak üzere ilan etti. Enkaz altında çıkarılanlardan bir kısmı Çankırı bir kısmı Ankara hastahanelerine nakledildi. Çankırı’da malca zarar varsa da insanca telefat yoktur.
1 Nisan [1]944, bu gece saat altı otuz dörtte yirmi saniye kadar süren nispeten hafif bir hareket ile gene uyandık. 27 Kasım’dan bugüne kadar günde bir iki defa olmak üzere tamam (yüz yirmi altı) gün hareket devam etti.
1 Mayıs [1]944, Nisan’ın 14. gününden beri hareket seyrekleşti, hem de hafif oluyor. Mayıs ayında da haftada bir iki deprem olduysa da evin alt katında bulunanlar duymayacak kadar hafifti. Şu satırları yazdığım 4 Haziran 944 günü dokuzu on beş geçe sertçe bir hareket oldu. Fakat ahâli kanıksadığından kimse telaş etmedi.” [5]
[1] Ahmet Kemal Üçok, “ a.g.e., s. 67-69.
[2] Ahmet Kemal Üçok, “ a.g.e., s.75.
[3] Ahmet Kemal Üçok, “ a.g.e., s.79.
[4] Ahmet Kemal Üçok, “ a.g.e., s.83.
[5] Ahmet Kemal Üçok, “ a.g.e., s. 87-88.