HÜYÜK KÖYÜ
HÜYÜK KÖYÜ
İlçemizdeki diğer köylerimiz gibi tarih öncesi yerleşimin oluştuğu kadim köylerimizden birisidir. Roma dönemine ait M.S. III. Yüzyıl, Yeraltı Şehri erken dönem Hristiyanlarına ait yerleşim alanıdır. Roma zulmünden kaçan inanmış insanların saklanarak dini vecibelerini gizli yaşadıkları bilinmektedir.
1831 tarihli nüfus sayımında yer alan aile lakapları şunlardır; Abdülkadiroğlu, Dervişoğlu, İbrahimoğlu,
Molla Osmanoğlu, Nebioğlu, Ömeroğlu, Pabuçcuoğlu. Köyde bulunan hane sayısı ondur. Bu on hanede 48 erkek nüfus yaşamaktadır. Çankırı Şeriyye Defterleri’nde köye ait ilk belge 1866 tarihine ait olup 38
numaralı defterde yer almaktadır. 1882 yılında bir kadı ilamında Sipahioğlu Ali’den bahsedilmektedir. 1884’ de köy camisinin imamının Canbazzade İbrahim olduğu bilgisi yer almaktadır. Köyde yaşayanların aile bağlarını tespit etmekte faydalı olacağı için burada Nasuhoğlu İsmail’in Asâkir-i Hazret-i Şahane’de asker olarak görev yaparken vefat ettiğini zikretmek isteriz. Bu şahıs I. Ordu askerlerinden olup saka hizmetinde görev yapmaktadır. 1900 tarihli bir veraset ilamında Yunan Muharebesi için sevk olunup Savaş esnasında köy halkından Sipahioğlu Battal’ın şehit düştüğü Kadı Sicillerinde yer almaktadır.
Hüyük köyünden Hüseyin’in torunu, Mehmet’in oğlu Nasuhzâde Hoca Eyüp Sabri efendi, Çankırı
mahkemesinde Ahmet’in torunu Hacı Hasan’ın oğlu Börekçizâde Yusuf efendi huzurunda, Cumapazarı
demekle bilinen caminin batısında bulunan 1893 yılında kendi gayreti ve hayır sahiplerinin yardımıyla meydana gelen 27 aded odaya sahip medreseye kendi malımdan 1500 kuruş vakfeylemiştir. Vakfın şartı olarak hocaların ücretinin verilmesini ve tamiratların yapılmasını istemiştir. Kendisinde bu medresede müderris ve mütevelli olduğunu beyan etmiştir. Kendi neslinden gelenlerin burada hem müderris ve hem de mütevelli olarak çalıştırılması şartını koymuştur. Yani işler evlâdiyet sistemi üzerinden babadan oğula geçecektir. Belge ilçe tarihine ışık tutması bakımından son derece önemlidir. Nasuhoğlu Biraderzadesi Mahmut’un oğlu Ahmet Kafkas cephesinde, Emiroğullarından Çanakkale’de şehit düşmüşlerdir. Ahmet 1884 yılına ait belgede köy camisi harab olunca köy sakinlerinden Hacı Ömer’in yeniden yaptırdığı, Eyüp oğlu Canbazzade İbrahim’in berat ile hatip olduğu ancak yaşının küçüklüğü nedeniyle rüşte erinceye değin vekaleten Mehmet efendinin hatiplik görevini icra etmesi talep edilmektedir. Burada kısaca verdiğimiz bilgilerden de anlaşılacağı üzere ilçemizin tarihi dönemlerine ışık tutan önemli eserlere sahip Hüyük köyünün turizme kazandırılması için tüm Karapazar halkına önemli göreler düşmektedir
